İştahsız çocuk ve yemek seçme

şadi idem çocuk doktor sağlık eğitim eskişehir ebeveyn iştahsız çocuk

 

Uzman Doktor Şadi İdem

 

  İştahsız çocuk ve yemek seçme


Yemek yeme zorunlu bir işe değil, sevgi dolu bir ilişkiye dönüştürülmelidir.

 

İştahsızlık ve yemek yemeyi reddetme çocuklarda sık karşılaşılan önemli bir sorundur. Çocukluk çağında iştahsızlık ve yeme sorunları nedeniyle doktora getirilen sağlıklı çocukların oranı %20-35 arasında değişmektedir.
Ailede ve sıklıkla bakım veren annede ciddi kaygılara yol açar. “Çocuğum yemek yemiyor, hastalıklara direnci azalacak, sık hasta olacak. Boyu kısa kalacak. Bu yemekle “büyüyebilecek mi? “Gibi kaygılar ve endişeler anne babaların zihnini kemirir. Öte yandan özellikle anneler üzerinde ciddi bir mahalle baskısından da bahsetmek gerekir. Zira bir çocuğun iştahlı olup olmaması, “iyi anne” olup olmamakla eş tutulur çoğu zaman. Bu baskı bazen alenen dile getirilirken bazen üstü örtük olarak sohbet arasında ima edilebilir. Bu ve benzeri baskılar anneler üzerinde “ben iyi bir anne değil miyim? Nerede hata yapıyorum. Bir işi beceremiyorum.” gibi kuruntuların ve kaygıların oluşmasına zemin hazırlayabilir. Böylece çocuğumuzun iştah meselesi bir anda kişisel bir sorun olmaya başlar. Ne yazık ki bu baskı altında yaşamak kolay olmadığı için anne-baba olarak biz de çocuğumuza daha fazla yemesi için baskı uygularız.

Öncelikle iştahsız çocuğu olan anne babalara önerim: meseleyi “kişiselleştirmeyin”. Çocuğunuzun yeyip yememesini bir çatışma meselesi yapmayın lütfen. Zira tüm savaşlarda olduğu gibi bu savaşta da kazanan olmayacaktır. Yemesi için çocuğunuza ısrar ettikçe, ya da ödül ve ceza ile onu kontrol etmeye çalıştıkça o daha az yemek yiyecek; siz kendinizi daha kötü hissedeceksiniz. Hem çocuğunuzu hem de siz mutsuz olacaksınız. Bunun garantisini verebilirim.
Bu girizgâhtan sonra önce iştahsızlık nedir ona bir bakalım.
Herhangi bir besini yemeği iştahla istekli olarak yememek olarak tarif edilebilir. Dünya Sağlık Örgütü, bebek ve çocukta beslenme bozukluğunu, altta yatan organik bir hastalığı olmayan çocuklar için mantıklı ve yeterli bakım veren birinin varlığında, beslenme güçlüğü veya besini reddetme ya da uygun ve yeterli besin kaynakları varlığında aşırı seçicilik olarak tanımlamıştır .
Seçici yemek yeme davranışı; belirli gıda türlerinin reddi, yalnızca belirli tür gıdaların kabulü, yeni gıdaları denemeye isteksizlik gibi davranışları içerir. Seçici yemek yeme normal gelişim gösteren çocuklarda olabildiği gibi tıbbi veya gelişimsel hastalığı olanlarda da oluşabilir. Burada en önemli sorunlardan biri ailenin çocuğun kilosu ve yeme alışkanlıklarının çocuğun gelişimini ve ilerideki yaşam tarzını etkileyebileceği yönündeki olumsuz algılarıdır.

İştahsız çocukta değerlendirilmesi gereken önemli noktalar; altta yatan organik hastalık varlığı, ailenin beslenme ile ilgili tutum ve davranışları ve bu durumdan çocuğun büyüme ve gelişmesinin ne kadar etkilendiğidir.

Çocuğun beslenmesi ve büyümesi ile ailelerin beklentileri çoğu kez farklı olabilir. Bazı çalışmalar az ve seçici yemek yediği belirtilen çocukların bu durumdan büyüme ve sağlık durumlarının etkilenmediğini gösterirken bazı çalışmalar bu çocukların yaşıtlarına göre daha yavaş büyüdüklerini göstermiştir.

Yeme bozukluğuna neden olan 5 önemli tetikleyici durum

• Annelerin kaygıları, zorlayıcı olmaları önemli bir tetikleyicidir. Bebeğimizin ilk aylarda yaklaşık 600-800g kilo alıyor olması bebeklerimizin ömür billah her ay bu miktarda kilo alacakları anlamına gelmez. Şükürler olsun. Çocuklarımız büyüdükçe daha az kilo almaya başlarlar. Özellikle normal gelişim sürecinde bebeğin büyürken ilk aylar kadar kilo almadığı gerçeğinin anne tarafından bilinmiyor olması bu kaygıyı arttırır.
• Yediren kişinin beslemeyi bir iş olarak görmesi, sabırsızlığı veya vurdumduymazlığı,
• Zamanından önce katı gıdaların başlanması veya tersine sürekli püre veya bulamaç verilmesi, sürekli meyve ve sebzeye zorlanması
• Beslenme sırasında bebeğin ağzının rahatsız edici bir şekilde sürekli silinmesi
• Çocuğun isteklerine aldırış edilmemesi, ödül veya cezalandırıcı tutuma başvurulması

Her çocuk özeldir.

Çocuğun mizacı da yeme alışkanlığını etkileyen faktörlerden biridir. Her çocuğun bir olmasını bekleyemeyiz. Bu tek yumurta ikizleri için de geçerlidir. Hatta çoğu kez bir birlerinin zıttı kişilik, mizaç yapılarına sahip olabilirler. Bu gerçeği kabul edersek herkes için hazır bir reçetemizin olmadığını da baştan kabul etmiş oluruz. İşte o zaman çocuk büyütmek tarih olur. Çocuklarımızla birlikte büyüme olanağını keşfedebiliriz. Her anne baba çocuğunun özel olmasını ister. İşte size fırsat. Evet çocuğunuz özeldir. Tıpkı diğer her birey gibi. Ona öyle davranın lütfen…
Misal bazı çocuklar daha hareketlidir. Kıpır kıpır. Oyunu yemeye tercih ederler. Bu çocuklar günde 1-2 kez çok iyi yerler veya sık aralarla az miktarda beslenirler.
Kimisi daha nazlıdır. Sadece sevdikleri ve alışık oldukları kişilerin beslemesine izin verirler sık ve az yemeyi tercih ederler, gıda konusunda oldukça seçicidirler.
Çocukların çoğunun dikkati çabuk dağılır. O yüzden sessiz ve sakin ortamlarda yemeyi tercih ederler.

Yemek yeme zorunlu bir işe değil, sevgi dolu bir ilişkiye dönüştürülmelidir.

Besleyen kişi ile bebek arasında uyumlu ve sevgi dolu bir ilişki olmalıdır. Besleyen kişi sabırlı ve çocuğun isteklerine ve duygularına saygılı olmalı; özendirici ve teşvik edici olmalıdır. Bir yaşından sonra bebeğin kendi kendine yemesi teşvik edilmelidir.

Önerilerim

Söz konusu yemek olduğunda altın bir kuralımız vardır. 4N kuralı. Ne, Ne zaman, Nerede ve Ne kadar
Çocuğumuzun Ne yiyeceğine, yani ona sunacağımız gıdaların besleyiciliğine ve kalitesine; ne zaman yiyeceğine yani öğünlere ve nerede yemeyi yiyeceğine( TV ya da telefon karşısında değil, sofrada aile ile birlikte yemek yenmesine) aile karar vermelidir. Ancak çocuğumuzun ne kadar yiyeceğine kendisi karar vermelidir.
Bu noktada sağlıklı besinler içerisinden çocuğunuzun yiyeceği şeyleri seçmesine de olanak tanımak önemlidir. Zira kendi yiyeceğini seçmek hayatına müdahil olmak, kişiliğini ve öz güvenini geliştirecektir. Ne yazık ki genelde anne baba ya da bakım verenler bu kuralların tersini uygulamaktadırlar.
Bunun en önemli nedeni çocuklarımızın iştahlarını kendilerinin düzenleyemeyecekleri inancıdır. Oysa yapılan çalışmalar çok küçük aylardan itibaren çocuklarımızın iştahlarını düzenleyebildiklerini göstermektedir. Açlık topluk duygularının farkına varıyor ve bedenlerinden gelen sinyallere göre kendilerini ayarlayabiliyorlar. O yüzden bu yetilerine ve kişiliklerine saygı göstermek çok önemlidir. Yanı sıra;
• Çocuğunuz için uygun yiyeceği seçmek önemlidir.
• Yaşına ve oral-motor gelişimine uygun, tadını sevebileceği yiyecekleri tercih etmeliyiz.
• Sevmediği yiyecek için zorlamamak, bir süre sonra tekrar denemek o gıdaya alışmasına sağlayacaktır.
• Çocuklar görerek öğrenirler ve taklit ederler. O yüzden aile fertlerinin sofradayken yiyecek seçmemesi önemlidir. Ne yazık ki yiyecek seçen çocukların anne babalarının da yiyecek seçebildiklerini görüyoruz.
• Dikkat dağıtmaktan kaçınmalıyız.
• Gürültüsüz, sakin bir ortamda yemek yedirmeliyiz.
• Mama sandalyesi kullanmak ve sandalyenin yemek mamasına yakın olması,
• TV-oyuncak gibi dikkat dağıtıcılardan uzak bir ortam yararlı olacaktır.

• Çocuğunuzun acıkmasını sağlayın lütfen.
• Öğünler arasının en az 3-4 saat olması
• Çocuğun tabağı ilgisini çekecek şekilde süslenmeli, seçim yapmasına izin verilmelidir.
• Öğünler arası atıştırmaya izin vermemek
• Öğünler arası süt, meyve suyu kısıtlamak
• Kesinlikle işlenmiş gıdalar, kola, meşrubat ya da ice tea ya da çay vermemeniz önemli
• Susadığında sadece su vermek çocuğunuzu acıkmasına neden olup daha iştahlı olmasını sağlayacaktır.
• Öğün süresini uzatmamalısınız.
• Yemeğe 15’ dakika içinde başlanmalı
• Yemek süresi 30-35’ dakikadan uzun olmamalıdır.
• Yemek saati eğlenceli olmalı
• Kızgın olmak, hatta mutsuz görünmek bile çocukların iştahını etkiler
• Baskı, aşırı ikna, yalvarma, rüşvet, tehdit, cezalandırma olmamalı
• Ödül kullanılmamalıdır.

• Oyun ve Egzersiz
• Öğünler arası hareket, oyun iştahı açar
• Yemeğe başlamadan önce 15’ oyun oynanabilir
• Aşırı uzun ve ağır oyunların yorgunluk yapabileceğini unutmamalıyız.

• Aile ile birlikte yemek yemeyi öneriyorum.
Böylece çocuğumuz kendini ailenin bir bireyi olarak hisseder ve sofra birlikte geçirilen eğlenceli bir mekâna dönüştürülebilir. Burada yaşına uygun bir şekilde çocuğumuzun bağımsız yemesine olanak tanıyıp, onu yüreklendirmek de önemlidir. (Öncelikle bunun için yemek yemenin bir savaş olmaktan çıkarılması gerekir.)

İştahsız bir çocukta hangi durumlara dikkat etmeliyiz?

Şurasını unutmamak gerekir ki; iştahsızlık çoğu kez bir hastalığa bağlı ortaya çıkmaz. Daha çok anne-baba ya da çocuğa bakım veren kişilerin beklentileri ile çocuğun beklentilerinin uyuşmadığı durumlarda görülür. Ve bunun da temel hazırlayıcı nedeni ebeveynlerin tutum ve davranışlarıdır. Ancak bunu söyleyebilmemiz için çocuğumuzun gelişiminin yaşına, cinsiyetine uygun olup olmadığının tespiti önemlidir.
Eğer bir çocuğun gelişim geriliği varsa mutlaka iştahsızlığa neden olan bir hastalık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
Yanı sıra bazı alarm işaretleri üzerinde durmakta yarar var: Eğer çocuğunuzda
• Yemek yerken yutma güçlüğü oluyorsa,
• Yutma sırasında öksürük, boğulma, tekrarlayan zatüre (pnömoni) geçirdiyse,
• İshal, kabızlık, kusma atakları yaşıyorsanız
• Büyüme-gelişme geriliği, kilo kaybı varsa
• Egzema
• Doğuştan (Konjenital) anomaliler, prematürite
• Otizm ve diğer davranış bozuklukları varsa mutlaka çocuk doktorunuza başvurmalısınız.

Sağlıcakla kalın…

Uzm.Dr. Şadi İDEM

Yazılarımızı Paylaşıp, Beğenebilirsiniz 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir