Çocukların Hastalıklardan Korunmasında Beslenmenin Rolü

şadi idem çocuk doktor sağlık beslenme eskişehir

 

Uzman Doktor Şadi İdem

 

  Çocukların Hastalıklardan Korunmasında Beslenmenin Rolü


Çocuklarımızı hastalıklara karşı nasıl koruyabiliriz? Çocuklarımız hangi gıdaları
tüketirse vücut dirençlerini bağışıklıklarını artırabiliriz? gibi sorular özellikle kış aylarında medyaya sıkça gündeme gelen sorulardır. Bu kısa yazıda hastalıklardan korunmada beslenmenin rolünden bahsedeceğim.
Son 10-15 yıldır sağlıklı beslenme üzerine yapılan çalışmalarda probiyotiklerin rolü üzerinde duruluyor. Özellikle gastroentestinal sistemden ve barındırdığı yararlı miro organizmalardan ikinci beyin olarak bahsediliyor. Peki ikinci beyin nedir? Probiyotik – prebiyotik ne demektir? Mikrobiyota derken aslında neyi kast ediyoruz. Daha da önemlisi tüm bunlar bizi neden ilgilendiriyor? Çocuklarımızın ve kendimizin sağlığı
için yediğimiz besinlerin önemi nedir?

Mikrobiyota, probiyotik, prebiyotik ne demektir?

İnsan vücudunun yaklaşık 100 trilyon hücrenden oluştuğunu biliyoruz. Vücudumuzdaki mikro organizmaların sayısı ise hücre sayımızdan yaklaşık 10 kat da fazla. Vücudumuzda genellikle deri, ağız boşluğu, solunum sistemi, ürogenital sistem ve en yaygın olarak gastrointestinal sistemde yerleşen bu mikroorganizmaların sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğunu biliyoruz. Bir insanda 500 ün üzerinde farklı mikro- organizma türünün oluşturduğu bu yapıya “mikrobiyota” diyoruz.
Yeterli miktarda alındığında mikrobiyal dengemizi düzenleyerek, olumlu sağlık etkileri yaratan canlı mikro-organizmalara probiyotikler denilmektedir. Probiyotik Yunanca “yaşam için” anlamına gelmektedir. İlk olarak “antibiyotik” teriminin karşıtı olarak kullanılmıştır.
Probiyotiklerle ilişkili iki terim bulunmaktadır. Bunlardan birincisi prebiyotik bağırsaktaki bazı mikroorganizmaların çoğalmasını artıran, insan ya da hayvan sağlığını olumlu yönde etkileyen, sindirilmeyen karbonhidratlardır. Laktosukroz, frukto ve galakto oligosakkaritler, inülin bunlara örnek verilebilir. Probiyotik ve prebiyotikler birlikte kullanıldığında simbiyotik olarak adlandırılmaktadır.
Prebiyotikler yararlı mikro organizmaların yani probiyotiklerin çoğalmasına neden olurlar.

Prebiyotiklerin Doğal Kaynakları nelerdir?

Meyveler: Muz, elma, çilekler, üzüm gibi meyveler
Sebzeler: Hindiba, enginar, yerelması, kuşkonmaz, kereviz, soğan, sarımsak, pırasa,
domates, hardal bitkisi gibi sebzeler
Kuru baklagiller: Soya fasülyesi, mercimek, kurufasulye, nohut, bezelye gibi
baklagiler
Tam tahıllar: Tam buğday, arpa, çavdar, yulaf, karabuğday, kepekli pirinç
Yağlı tohumlar: Keten tohumu, badem, ceviz, zeytin ve bal sayılabilir.

Dengeli ve düzenli bir şekilde prebiyotik içeren besinlerin tüketilmesi bizi ve çocuklarımızı pek çok hastalığa karşı koruyacaktır. Ayrıca prebiyotikler vücudumundaki probiyotik mikro organizmaların çoğalmasını da
artırmaktadır.

Probiyotiklerden zengin besinlerde nelerdir?

Çocuklarımızın sağlığının korunmasına ve bazı hastalıklarının tedavisine faydaları olan probiyotikler;
Yoğurt, Kefir, Ayran, Peynir gibi fermente süt ürünlerinde bolca bulunurlar. Ayrıca fermente gıdalarda (sirke, tarhana, turşu, boza, şalgam suyu) bulunduğunu biliyoruz.

Probiyotiklerin sağlığımız üzerine faydaları nelerdir?

Probiyotiklerin sağlığımız üzerinde çok yararlı etkileri olduğunu biliyoruz. Bu olumlu etkileri öncelikle mide-bağırsak sisteminde keşfedildi. İlk olarak da ishaller üzerinde etkili olduğu gösterildi. Yanı sıra bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve alerjik hastalıklardan korunmada da yararlı olduğu pek çok çalışma ile gösterilmiştir.
Probiyotiklerin en yaygın kullanım alanları şöyledir:
Özellikle akut ishal,
Nekrotizan enterokolit,
Antibiyotik ilişkili ishal,
İnflamatuar barsak hastalıkları,
Seyahat ishali,
Laktoz intoleransı,
Vajinit,
Bağışıklığın arttırılması ve
Allerjinin önlenmesinde etkili olduğu yapılan çalışmalar neticesinde gösterilmiştir.

Sonuç olarak;
Çocuklarımızı enfeksiyondan korumada en önemli faktörlerden biri sağlıklı bir mikrobiyotaya sahip olmalarını sağlamaktır. Bu nedenle beslenme alışkanlığımız önem kazanmaktadır. Mikrobiyatamızın daha sağlıklı gelişebilmesi için önce ona zarar vermemek ardından da onu geliştirmek önemlidir. Mikrobiyotamıza en zarar vermek için vaginal doğumların desteklenmesi yanında anne sütü kullanımının teşvik edilmesi ve antibiyotiklerin çok dikkatli/kısıtlı kullanılması önerilmektedir.
O yüzden çocuklarımızın sağlığını korumak için prebiyotikli ve probiyotikli gıdalarla sık ve düzenli olarak beslemenizi öneriyorum.

Sağlıcakla kalın.

Yazılarımızı Paylaşıp, Beğenebilirsiniz 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir