ÇOCUKLARDA BESİN ALERJİSİ VE KORUNMA YOLLARI

şadi idem besin alerji çocuk sağlık doktor eskişehir

Uzman Doktor Şadi İdem

ÇOCUKLARDA BESİN ALERJİSİ VE KORUNMA YOLLARI


Bebekler doğumdan itibaren alerjenlerle karşılaşmaya başlarlar.  Besin alerjisinin ortaya çıkmasında hem genetik hem de çevresel faktörler etkilidir.  Örneğin bazı kaynaklarda daha anne rahminde duyarlanmanın başlayabileceği ileri sürülmektedir. Hatta sezeryanla doğan bebeklerin, normal doğan bebeklere göre bağırsak mikrobiyotalarının farklı olduğu ve bu nedenle bu bebeklerde besin alerjisi gelişme riskinin daha yüksek olduğu ileri sürülmüştür.

Besin alerjisi saptanan bireylerin beslenme alışkanlıkları ve besin tüketimleri, ortaya çıkan semptom ve bulguları en aza indirgeyecek şekilde planlanmalıdır. Önemli olan bir diğer nokta, alerjilerinden kaynaklı olarak diyetlerinden çıkarılan besinlerin yetersiz ve dengesiz beslenmeye  yol açmaması sağlanmalıdır.

Alerjik hastalıkların ortaya çıkışında genetik yatkınlığın olduğu ve birinci derece akrabalarda alerjik hastalığının görülme riskinin arttığını biliyoruz.

Her iki ebeveynde veya bir ebeveyn ve çocukların birinde alerjinin saptandığı aileler, “yüksek riskli aileler” olarak tanımlanır. Ancak alerjiye genetik eğilim çocuğun neye karşı alerji geliştireceğini kesin olarak belirlemez. Ancak bazı alerjik durumlarda örneğin, laktoz intoleransı ve çölyak hastalığında kalıtım büyük önem taşımaktadır.

Ama şunu da biliyoruz ki genetik olarak yatkın bile olsak eğer dikkatli ve uygun bir beslenme ile riskleri en aza indirebiliriz. O yüzden besin alerjilerden korunma önemlidir. Ama korunmadan önce alerjiye neden olan besinlere kısaca bakalım.

 

ÇOCUKLARDA ALERJİYE NEDEN OLAN BESİNLER

Alerjik reaksiyonlara neden olan 150 ye yakın besin saptanmıştır. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO); 1995 yılında dünya genelinde en çok alerjik reaksiyonlara neden olan 8 besini açıklamıştır. Bunlar; süt, yumurta, fıstık, fındık, buğday, soya, balık ve kabuklu deniz ürünleridir.

Bebeklik ve çocukluk çağında başlıca en sık alerjen etkisinin olduğu düşünülen besinler ise;  inek sütü, tavuk yumurtası, soya fasulyesi, buğday dır.

Şimdi bu besin alerjilerine kısaca değinelim.besin alerjisi

  İnek Sütü çocuklarda en sık rastlanılan besin alerjisidir. İlk 1-4 yaşları arasında en yüksek oranda görülme nedeninin inek sütü, formüla ve süt bazlı diyet tüketilmesi olduğu bildirilmektedir. 2-4 aylıktan itibaren görülebilir. Sekiz yaşına ulaşıldığında genellikle hastaların %80 inde inek sütü laerjisi sonlanabilmektedir.  İnek sütü alerjisinde reaksiyona sebep olan temel faktör sütte bulunan başlıca proteinleri kazeinler  ve whey proteinleridir .

İnek sütü kendisini çocuklarda;  atopik dermatit (çocukluk çağı egzeması), infantil kolik (gaz sancısı), sürekli huzursuzluk, tekrarlayan kusma, gastroözofajiyal reflü, ishal veya kakada kan (proktokolit), veya kabızlık olarak gösterebilir.  

İnek sütüne alerjisi olan çocukların yaklaşık %80-90 ında keçi sütüne karşı da alerjik reaksiyon görülebilmektedir. Bu nedenle duyarlılık söz konusu olduğunda koyun ve keçi sütlerinin tüketiminden de kaçınmak gerekebilir.

  Yumurta yaşamın ilk bir yılında diyete yumurtanın eklenmesiyle en sık görülen alerjendir. Bir- üç yaş arasındaki çocukların yaklaşık yüzde 2,5 unda görülür.  Çocuklar 3 yaşına geldiklerinde %50,  5 yaşta ise %66 oranında kendiliğinden geçebilir.  Çocuklarda yumurtanın beyazı, sarısına göre daha alerjendir.  Yumurta beyazının bir yaşından önce verilmemesi, başlandığında ise yavaş yavaş arttırılması gereklidir.

  Yer Fıstığı Yerfıstığı alerjisi yaşamın erken dönemlerinde kendini gösterir ve çoğu bireyde yaşam boyu sürer. 6-24 aylık çocuklarda en sık karşılaşılan alerjendir. Yer fıstığı, besin ilişkili ciddi hayatı tehdit eden anaflaksinin başlıca nedenidir. Bazı çok duyarlı kişilerde mikrogramlarla ifade edilebilecek kadar küçük miktarlar reaksiyona neden olurken, miligram miktarında alımlar ise sistemik reaksiyonlara neden olmaktadır. O yüzden çocuğunuza yer fıstığını 1 yaşından önce vermemenizi;  1 yaşından sonra ise verirken dikkatli olmanızı öneririm.

Yağlı Tohumlar: Bu grup ani ve çoğu zaman da ciddi alerjik reaksiyonların nedenini oluşturmaktadır.  Yağlı tohumlar badem, fındık ve türleri, ceviz, kestane, çamfıstığı, Antep fıstığı olarak bilinmektedir. Fındık alerjisi genelde çocukluk döneminde başlar ve fındık alerjisi olan bireylerde polen, taze sebze ve meyveye karşı da çapraz reaksiyonlar görülebilir.

Çocuklarda %1-2 oranında rastlanan önemli bir alerjendir. Alerji yaşam boyu devam etmektedir.

  Balık ve Kabuklu Deniz Ürünleri :  Genellikle çocukluk ve adölesan dönemde rastlanmaktadır. Yemekle, solunum yoluyla ve temasla alerji gelişebilir ve yaşam boyu devam etmektedir. Bazı balık alerjisi olan bireyler her tür balığa karşı reaksiyon gösterir; bazıları ise örneğin morina balığına reaksiyon gösterebilir, ancak somonu, alabalığı veya uskumruyu tolere edebilir.

Balık alerjisi olanlar protein açısından saflaştırılmış olduğu için balık yağını genellikle tolere edebilirler.  Ama çocuğunuzda balık alerjisi varsa balık yağı alıp almaması konusunda mutlaka doktorunun önerisiyle hareket etmenizi  öneriyorum.

Kabuklu deniz ürünlerinde bulunan temel alerjenler, salyangoz, kalamar ve midye gibi yumuşakçalarda da bulunduğundan, farklı türler arasındaki çapraz reaksiyonlar yaygındır. Karides, yengeç, kerevit, ıstakoz ve diğer kabuklular, alerjik reaksiyonlara neden olabilirler. Genellikle, besin veya buhar yoluyla alınan küçük miktarlar ciddi reaksiyonlara neden olmaya yeterlidir.

  Et Türleri Sütün ve yumurtanın çapraz antijenik özelliğinden dolayı tavuk ve sığır etine karşı besin alerjisi de genelde bebeklik çağında görülür.

Süte duyarlı bireyler, sığır etine alerjik reaksiyon gösterebildikleri gibi; yine aynı şekilde yumurta alerjisi olan bireyler de tavuk etine karşı duyarlılık gösterebilirler. Kuzu eti, daha az alerjendir.

  Sebzelerden özellikle Domates çok alerjiktir.  Domates en sık  oral alerji sendromu dediğimiz duruma neden olur. Ağız çevresinde kızarıklık döküntü, şişlik ve egzema görülebilir.  Ayrıca domates alerjisi ile lateks alerjisi ve polen duyarlılığı oluşabilir.

   Meyvelerden özellikle Avakado ve kivi, ciddi hayatı tehdit  eden alerjiye (sistemik anaflaksiye) neden olabilir. Aynı zamanda muz, karpuz ve kivi ile çapraz reaksiyona girerek alerji yapabilir.

  O yüzden yukarıdaki alerjik ürünleri çocuğunuza verirken dikkatli olmanızı öneriyorum.

 

BESİN ALERJİLERİNDEN KORUNMA

Öncelikle pakete girmiş ürünlerden, işlenmiş gıdalardan uzak durmanızı; mevsiminde sebze, meyve tüketmenizi öneriyorum.

Bunun dışında önerilerim şunlar;

  • Besin alerjilerinden korunmak için en az 6 ay süreyle sadece anne sütü ile beslenmeyi öneriyorum,
  • Erken ek besine geçiş önlenmelidir. Yapılan birçok çalışmada anne sütüyle beslenen çocukların beslenmeyenlere göre alerjik hastalık geçirme riskinin daha düşük olduğu belirtilmiştir.
  • 1 yaşa kadar bebeklere yumurta beyazı, inek sütü ve bal verilmemelidir.
  • Riskli bebeklerin annelerine fındık, fıstık, ceviz ve badem gibi alerjen besinleri tüketmekten kaçınmaları ve gerek görülmesi halinde yumurta, inek sütü ve balık gibi besinleri de diyetlerinden çıkarmaları önerilmektedir.
  • Yine yüksek risk altında olduğu belirlenen bebeklerin mutlaka bir çocuk doktoruna muayene ettirmenizi ve doktorunuzun tavsiyesine uymanızı öneriyorum,
  • Alerji gelişen bir bebek eğer sadece anne sütü alıyorlarsa, annenin yediklerine dikkat etmesini öneriyoruz.
  • Atopik annelerin bebeklerinde gebelik ve emziklilik dönemleri boyunca besin alerjisi görülme sıklığını azaltmak için hipoalerjenik diyet önerilmektedir.
  • Önemli bir sorun ise diyetten çıkarılan bazı besinlerin vücutta bazı ciddi eksikliklere neden olması riskidir. Örneğin inek sütü protein alerjisi olduğu için insek sütü ve süt ürünleri almayan anne ve bebek mutlaka ek olarak kalsiyum ve gerekirse D vitamini takviyesi almalıdır.

 

Bebeğinizde ya da çocuğunuzda atopik dermatit (çocukluk çağı egzeması), dirençli geçmeyen infantil kolik (gaz sancısı), sürekli huzursuzluk, tekrarlayan kusma, gastroözofajiyal reflü, ishal veya kakada kan (proktokolit), veya kabızlık varsa mutlaka doktorunuza başvurmanızı öneriyorum. Doktor öneri olmadan çocuğunuzun ya da sizin diyetinizden gıdaları çıkarmamanızı öneririm. Aksi takdirde böyle bir durum bebeğinizde ciddi beslenme yetersizliğine neden olabilir.   Sağlıcakla kalın.

 

                                                                                                          Uzm.Dr.Şadi İDEM

Yazılarımızı Paylaşıp, Beğenebilirsiniz 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir